7:57:31 PM

HaberMatik V3.2

6 Nisan 2025, Pazar

logo

Türkiye’nin Gündemi Terör

Türkiye’nin Gündemi Terör

 Türkiye gündemine bakıyoruz.

Üzülmemek elde değil.

Kan, kin, gözyaşı, şehitler, ailelerin ocağına ateş düşmüş ağızları bıçak açmıyor.

Ama yetkili ve etkililer çekli ve çaklı sözlerle günlerini gün ediyor.

Ne demişler atalarımız?

Ateş düştüğü yeri yakar!

Bugün vatani görevini yapmak üzere doğu illeri ve sınır illerinde görev yapan Mehmetçik kalleşçe pusuya düşürülüyor. Kimileri şehit oluyor. Kimileri ise gazi oluyor. Ağlamalar, haykırmalar ve sızlanmalar ya sonra ne oluyor?

İnsanlar yine günlük işlerine dönüveriyor.

Ama babalar, anneler, kardeşler ablalar, akrabalar ve yakınları perişan mı perişan tabii. Türkiye’nin tüm illerinden şehit haberleri ülkenin başına karabulutlar gibi çökmüştür.

Evde akşamları TV kanallarını izlerken, radyoları dinlerken üzüntü ve moral bozukluğundan yemek sofrasını terk edip ağladığımız anlar bizi kahrediyor.

Ülke gündeminden ne pahasına olursa olsun TERÖRÜ yok etmeliyiz.

Türkiye Cumhuriyeti’nde terörü ve teröristleri yok edecek güç ve kuvvet vardır.

Ama bunu iyi planlamak ve yönetmek gerekir. Uzmanlaşmış ve bilgili kadrolardan iyi faydalanmalıyız.

Besle büyüt ve askere gönder. Sonra, kınalı kuzularımızı televizyon ve radyolarda nefessizce izle.

Acaba benim oğlum, kardeşim, yeğenim ne durumda?

Bu korkunç bir sabır ister.

Bunu askere çocuk göndermeyen yürekler pek anlamaz.

Ülke sanki iç ve dış düşmanlarca kuşatılmış!

O yaşları küçük olarak ilan edilen, yüzü maskeli hainlerin polis ve asker araçlarını taşlaması ve ateşe vermek için çabalamasını TV kanallarında izleyince akla şu soru geliyor:

Bu kin ve düşmanlığı kim, kimler körüklüyor?

Önemli sorular bunlardır.

TV ve radyolarda beyanat vermektense gereğini yapmak gerekmez mi?

Anaların, babaların, kardeşlerin ve ülkenin gözyaşı dinmelidir.

Siyaset adamları, hükümet edenler, yönetenler hep birlikte, topyekun mücadele ve kararlılık gösterin. Çünkü Türk ve dünya kamuoyu TÜRKİYE’yi izliyor.

Terörle de mücadele birlik ve beraberlik ister.

Yoksa basın toplantısı, gezi ve ziyaretlerle bu işler olmaz.

Olmuyor da !…

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım.

Bu terör belası ne zamandan beri var? En az otuz yıldır. Bu süre içerisinde yitirdiğimiz insan sayısı ne kadar? 45 bin civarında. Türkiye, dünyada askeri harcamaları en yüksek ülkelerden biri midir? Evet. Dünyada terörle bu kadar uzun süre mücadele eden ve bu kadar çok insan kaybeden başka bir ülke var mıdır? Yok.

Şimdi biz bu değerlendirmenin ardından çıkıp da “niye bu ülkenin böylesine önemli bir tehlike karşısında profesyonel bir ordusu yok? Niye Anadolu çocuklarını kısa ve yetersiz bir eğitimin sonrasında, doğa koşullarına uyum sağlamış, her türlü silah ve gerilla savaş eğitimi almış katillerin karşısına çıkartılıyor?” dersek; MGK’nın, ordunun moralini bozacak yayınlar yapan gazeteciler durumuna mı düşeriz?

Geldiğimiz noktada hepimizin yüreğini yakan, ülkemizi sonu belirsiz bir kaos ortamına sürükleyen terör sorununun çözümü demokratikleşmeden geçer.

 

Özgür bir anayasal ortamı oluşturmadan, yalnızca askeri önlemlerle bu sorunu çözmek mümkün değildir.

Aksi halde döktüğünüz gözyaşları, timsahın gözyaşları, sözleriniz suya yazılmış ifadelere benzer.

Tek kurtuluş yolu demokrasidir ve hiç kimse ya da kurumun bunu geciktirme, savsaklama, yok sayma lüksü yoktur.

 

 

 

#

SENDE YORUM YAZ