Babam yaylaya gitmekten mutlu olur. Bu gün beraber Anamur’dan Abanoza giderken, Koca dönme mevkiinde eşeği ve atıyla seyahat eden adamı görünce yavaşladım. Eşek yürümek istemiyor, beraberinde ki adam da onunla inatlaşıyor, yürümesini istiyordu. Durup yardımcı olmak istedim. Hem atın hem de eşeğin yükü fazla görünüyordu.
Arkadaşım Kaş yada Abanoz’a gidiyorsan yükün birazını ben alayım, uygun bir yere bırakırım dediğim de, ‘’Yok biz Barcın’a gidiyoruz. Akşam’a Suolmaz geçidinde yatarız’’ deyince, bu yol hikayesi beni elli yıl önce yaşadığım anılarımı hatırlattı ve seninle biraz sohbet edelim, hem de hayvanlar dinlenmiş olur dedim. Adam bunalmış, teklifimden mutlu olmuş gibiydi. Peki dedi.
1967’lerde dedemler ve komşularla birlikte köyümüz Ormancık’dan, eşeğe yüklediğimiz sözde ev eşyalarımızla yaylaya taşındığımız yolculuğumuzu hatırladım. Demek ki bir yada iki eşekle taşınan ev eşyası; Bir çul, bir iki yorgan, iki takımı geçmeyen kıyafet, birkaç kap-kacak, yarım çuval un ve soğan-patates olmalıydı. 4-5 saatte giderdik kestirme yolları kullanarak Ormancık’dan Kaş Yaylası’na.
Arkadaşımın yol hikayesi daha ilginç olabilirdi. Abi hangi köyden ayrıldın, Barcın da işin ne diye sorunca, yol hikayesi ortaya çıktı.
‘’Biz Karalarbahşiş Köyünde koyun yetiştiricisiyiz. Yani çobanız. Köyümüz de mera yok, ormanda otlatmak yasak, her taraf tarım arazisi, ağılda yemle hayvan yetiştirmek çok pahalıya gelince, biz bu günlerde koyunlarımızı da alır, yola düşeriz.’’
Eee şimdi nerede koyunlar?
‘’3-5 yüz metre ileride, iki arkadaşım yol kenarlarında hem yayılmasını sağlıyor, hem de bir kazaya sebep olmadan karayolunda ilerlemeye çalışıyorlar. Ben de eşyaları taşıyorum. Duruma göre görevleri değişiyoruz. Nerede akşam olursa, yatma molası verip ertesi gün yola devam ediyoruz.’’
Eşya dediği de, birkaç zorunlu ihtiyaç malzemesi ile azıklarından başka bir şey değil. Kaç günde Barcın’a varacaksınız.? Yollar da ne sıkıntılar yaşıyorsunuz?
‘’Otuz-otuz beş günde Barcın’a varırız. Bizim işin zorlukları saymakla bitmez. Karayolundan gideriz, trafiği tehlikeye soktunuz derler ceza yeriz. Ormandan gideriz, gençleştirme sahası derler ceza yeriz. Meradan, köy arazisinden geçeriz, köylülerle kavga ederiz. Bu bizim yaptığımız iş, iş değil de, dededen babadan meslek edinmişiz, yapıyoruz.’’
Akşam yattığınızda koyunlar çekip gitmiyor mu? Ağıl yok, kurtlar saldırmıyor mu? Düzenli beslenme şansınız olmasa gerek, ne yer ne içersiniz?
‘’Kurda karşı güçlü köpeklerimiz var, ama bazen kaptırdığımız oluyor tabi. Akşamları ateş yakıyoruz, sırayla uyanık kalıyoruz. Yorgun olduğumuz için belki dalar uyuya kalırız diye, önlemimizi alır, koyunun birini kendimize bağlarız. O giderken bizi mutlaka uyarmış olur. Elbette düzenli beslenemeyiz. Kurumuş ekmeğimiz, kuru soğan, patates, bulgur pilavı, çay. Çoğu zaman aç ve susuz kaldığımız olur, elbet’’
Abi yol hikayeniz ilginç ama sen geç kalıyorsun. Ben senin eşeğin yükünü arabaya alayım, istediğiniz yere bırakırım. Yolunuz açık olsun, kolay gelsin, yolumuz düşer belki Barcın’da daha konforlu yerleşik düzeninizde de görüşürüz, inşallah. Ama benim senden bir isteğim var bu yol hikayesini yazmak, arkadaşlarıma, gençlerimize paylaşmak isterim. Müsaade var mı?
‘’Abi tabi paylaşabilirsin. Benim adım Hasan, arkadaşlarımın da Yaşar ve Hasan. Eşyaları Suolmaz levhasının az aşağısına bırakıver. İnşallah akşama varır, dinleniriz. Eşeği yolda bırakıp gideceğiz gibi geliyor. Bakalım onun yükünü nasıl taşıyacağız. Teşekkürler ederim, memnun oldum. Sağlıcakla kalın.’’ dedi.
Allah kolaylık versin, herkes kendi işinin zor olduğunu düşünse de, bu iş daha zor gibi.
BENZER HABERLER